Sorusu Olan?

Search-Ara
FVP - Frequently Visited Pages
Wishlist
  • Bounce: How Champions are Made
    Bounce: How Champions are Made
  • My Father and Other Working Class Football Heroes
    My Father and Other Working Class Football Heroes
  • Just My Type: A Book About Fonts
    Just My Type: A Book About Fonts
  • A History of the World in 100 Objects
    A History of the World in 100 Objects

Entries in Futbol (13)

Pazar
Eyl192010

23 Maddede İdeal Futbolcu Menajeri

  1. Menajeri olduğu futbolcunun kariyer yolunu birkaç farklı senaryoya göre çizmeli ve futbolcusuyla paylaşmalı.
  2. Futbolcusunun gündelik hayatında yaşayabileceği sorunları öngörüp ilgilenmeli.
  3. Futbolcusunun yeni kulübüne uyum sağlaması için tüm önlemleri almalı.
  4. Futbolcusunun medya ilişkilerini yönetmeli veya yönetecek bir çalışanı olmalı.
  5. En az bir tercihen iki yabancı dili olmalı.
  6. Spor hukukunu bilen, iyi bir avukat ile çalışmalı.
  7. Avrupa'nın hemen hemen tüm ülkelerinde transfer talimatlarını ezbere bilmeli, bilmiyorsa öğrenmeli.
  8. Futbolcusunun kontratını yaparken tüm ince detayları düşünmeli, son dakika anlaşmalarını tercih etmemeli.
  9. Farklı kültürlere saygı duymalı ve hızlı bir uyum süreci olmalı.
  10. Futbolcusunun transfer olacağı kulübün bulunduğu şehri transfer öncesi en az iki kez ziyaret etmeli ve gerekli bilgileri müşterisine aktarmalı.
  11. Futbolcusunun gittiği ülkenin dilini öğrenmesi için çeşitli çalışmalar yapmalı.
  12. Kriz yönetimini çok iyi bilmeli. Krizi derinleştirmemeli.
  13. Yasadışı ortaklıklardan uzak durmalı ve oyunu kuralına göre oynamalı.
  14. Vergi konusunda uzman olmalı veya transfer yapılan ülkenin vergi sistemine aşina olmalı.
  15. Futbolcusunun kazancını arttıracak sponsor ilişkilerine sahip olmalı.
  16. Futbolcusunun özel hayatından uzak durmalı, futbolcuyla arasına mesafe koymalı.
  17. Futbolcusuyla resmi bir anlaşma yapmalı ve bu anlaşmanın maddeleri anlaşılır olmalı.
  18. Futbolcusu ile kulüp arasında bir köprü rolü üstlenmeli.
  19. İş yaptığı kulüplere ve diğer partilere tek işinin futbolcu satmak/pazarlamak olmadığını anlatmalı ve görev tanımını paydaşlarıyla paylaşmalı.
  20. Otomobiller, emlak piyasası ve lüks ürünler konusunda uzmanlık derecesinde bilgiye sahip olmalı.
  21. Dürüst ve güvenilir bir yatırım uzmanının telefonuna sahip olmalı.
  22. Futbolcusunun özel hayatından ne olursa olsun uzak durmalı ve profesyonel ilişkiye odaklanmalı.
  23. Kazandığı parayı kendisine ve işini geliştirmeye yatırmalı.

Bu listeye eklemek istediğiniz madde varsa yorum bölümünde paylaşabilirsiniz.

Ekler

-"FIFA Lisanslı olmalı" maddesinin eklenmesi önerisi geldi. Katılıyorum ama FIFA Lisansı almak çok kolaylaştı. O yüzden ekstra bir kontrol mekanizmasına ihtiyaç var bence.

 

 

 

Cumartesi
Eyl182010

İdeal

ideal, -li    Fr. idéal

 

a. 1. fel. Ülkü: “Büyük ideal sahiplerinin ilk kudretleri ketum oluşlarıdır.” -A. Gündüz. 2. sf. Düşüncenin tasarlayabileceği bütün üstün nitelikleri kendinde toplayan: “Benim de kendime mahsus ideal hayallerim olur.” -S. F. Abasıyanık. 3. sf. Uygun: “Söyle şunlara, biz burayı münasip bulduk. Tek taraflı asma köprü için ideal bir yer.” -A. Kulin.

 

Bu kelimeyi bir yere not edin. İdeal kelimesinden hareketle günlük yaşam ve futbol üzerine bazı yazılar yazacağım ve bu yazılar gelişmeye açık olacak. 

 

 

Perşembe
Eyl162010

Bir Kalecinin Dönüşü

 

Roberto Jimenez Gago, Benfica'nın İspanyol kalecisi. Kısaca Roberto diye biliniyor. Altyapısında yetiştiği Atletico Madrid'in kalesine geçme fırsatını geçtiğimiz sezon başında yakalamış, fakat kısa süreli sakatlığı sonucu üçüncü kaleciliğe kadar gerilemişti. 

Devre arasında Roberto'yu Zaragoza'ya kiralık verdiler. Zaragoza'da harikalar yarattı. Takımının kümede kalma savaşında büyük rol oynadı.

Sezon sonunda Atletico Madrid'e dönmedi. UEFA Şampiyonu Atletico Madrid'in de ona çok ihtiyacı yoktu aslında. De Gea ve Asenjo gibi iki üst düzey kalecileri vardı zaten.

Benfica aynı dönemde Quim ve Julio Cesar'ı dönüşümlü oynatarak iki kupa kazanmıştı. Sezon sonunda Quim'i Braga'ya verdiler ve Roberto'yu transfer ettiler. 8 milyon Euro'luk transfer ses getirmişti. Benfica kalecisini bulmuştu.

Sonra yeni sezon başladı.

Benfica sezonun ilk maçında Roberto'nun hatalarıyla sahadan mağlubiyetle ayrıldı. İzleyelim:

 

Ardından ligin ikinci maçı da kaybedildi. Teknik direktör Jorge Jesus, Vitoria Setubal maçında Roberto'yu yedeğe çekti ve yerine Julio Cesar geçti. 

Maçın başında hemen öne geçen Benfica, 20. dakikada felaket senaryosuyla karşı karşıya kaldı. Maxi Pereria'nın kısa geri pasında araya giren Setubal'lı oyuncuyu Julio Cesar düşürdü. Sonuç penaltı ve kırmızı kart.

Kameralar Roberto'ya döndü. Bir de tribüne. Bir taraftarın elinde "Sana Güveniyorum Roberto" yazılı bir pankart vardı.

Roberto kısa süre ısındı. Oyuna girdi. Luisao ona destek verdi. Penaltı için işaret verildi ve:

Benfica o maçı 3-0 kazandı.

Bir sonraki hafta 83. dakikada hatalı bir çıkışla takımına bir gol daha yediren Roberto, Benfica'nın dört haftadaki üçüncü mağlubiyetinde de sorumluluk sahibi oluyordu.

Benfica geçtiğimiz Salı günü Şampiyonlar Ligi'nde Hapoel Tel Aviv karşısına çıktı. Kalede Roberto vardı. Sahaya ısınmaya çıktığında büyük alkış koptu. Maç boyu her kurtarışında tüm taraftarlar ona destek verdi ve Roberto maçı Benfica'ya kazandırdı. 

Maç öncesinde "Kendime güvenim tam, daha iyi olacağım" diyordu. Pazar günü Benfica, Luz'da Sporting'i ağırlayacak. Roberto bu maçta da iyi oynarsa taraftar onu iyice kabullenecektir. Daha önemlisi Benfica savunmasının ona güvenmesi.

Roberto dünyanın en iyi kalecisi olacak diye bir iddiam yok elbette. Ama Roberto belirli yeteneklere sahip bir kalecinin güvenildiği takdir nasıl geri dönüş yapacağı konusunda iyi bir örnek. 

Cuma
Ağu202010

Transfer neden yapılır?

 

Bu yazının okuyanların dillerinin ucuna "çok bilmiş", "laf olsun diye yazmış", "ne anlarsın sen" veya daha ağır lafları getirmemesi dileğiyle başlıyorum.

Herhangi bir takımımız neden transfer yapıyor bunun cevabını arıyorum.

Temel bir cevap var aslında; o da "Takımın daha başarılı olmasının yolu iyi futbolculardan geçer" varsayımı. Ama bu denklemin bir ayağı aslında.

Sadece iyi futbolcular transfer ederek başarılı olmanız çok mümkün değil.  İyi bir teknik direktör, iyi bir yönetim ve sadık bir taraftar tabanı başarıyı etkileyen diğer ana faktörler. Taraftarları bir kenara bırakırsanız bu filmin iyi olması için elimizde sadece iyi değil çok iyi oynanması gereken üç rol var. 

Takım

Teknik Kadro

Yönetim

Bir futbol takımı transfer yaparken bu üçlünün iki ayağı bir araya geliyor ve takımı daha güçlendirecek oyuncuları belirliyorlar ve uygun şartları sağlayarak bu oyuncuları takımın parçası yapıyorlar. Taraftarlar da bu transferlerden genellikle memnun oluyor. Performans ve ün(reputation) dengesine göre futbolcunun değeri artıyor ve azalıyor.

Galatasaray, Giovanni Dos Santos'u aldığı zaman futbolcu havaalanında karşılandı malum. O zaman taraftarların gözünde değeri 100 üzerinde 80'di diyelim. Büyük beklentiler sahadaki performansla desteklenmeyince kiralık sözleşmesi uzatılmadı ve eleştiriler eşliğinde Dünya Kupası'na uğurladık kendisini.

 

Benzer bir yaklaşımı Jo'da da görebiliriz. Yakında Elano da bu ekibe katılacaktır(Şimdi olmasa da Ocak ayında kendisi uğurlanır).

Daniel Guiza benzer bir örnektir, yerli transfer olarak Ayhan Akman'ın Beşiktaş'taki durumu veya Tabata da.

Gelmek istediğim nokta şu;  

Transfer bir beklenti yönetimidir. Bunu yönetemeyen yöneticilerle takımınızın aldığı her futbolcuyu Messi ayarında zannedersiniz. Öyle performans ve katkı beklersiniz. Gider havaalanında karşılarsınız. Ama alınan eninde sonunda takımında miadını doldurmuş bir futbolcudur. Bir dönem birinci sınıf performans göstermiş olabilir ama sonuçta profesyonel niyetler, futbolculuk becerisinin önüne geçmiştir ki o futbolcu ülkemizde bir futbol takımını tercih eder. Taraftar her transfer döneminde yönetimin beklentileri yönetememesinin kurbanı olur. Bundan hem yönetim hem de medya çok ciddi kazanç sağlar. Yönetim miadını uzatır, gazeteler satar, TV'ler izlenir.

Futbolseverler medyanın da ciddi desteği ve yönlendirmesiyle özellikle son yıllarda bir takımın sadece transferler sayesinde başarılı olacağını düşünüyor. Hemen hemen tüm mecralar bu sistem üzerine tiraj planlıyor. Yöneticiler iyi bir transferle "yeter" tezahüratını kestiğini de gördü. "O zaman bunu da bayana kadar devam ettirmek gerekiyor." 

Ama iyi transfer yapmak, çok para harcamak futbolda başarıyı getirir mi orası tartışmalı. Geçen sezonun Galatasaray'ını bu açıdan iyi incelemek gerek. Keza geçen sezon ve bu sezon Manchester City'i de.

En başa dönelim;

Transfer neden yapılır? 

"Takımın daha başarılı olmasının yolu iyi futbolculardan geçer" 

Bu yaklaşım doğru ama tek yönlü. Transfere odaklanıp paraları saçma sapan adamlarla çarçur etmektense, transfer yapmadan veya bonservissiz oyuncu kovalayarak, vizyoner bir teknik direktörle her sene iyi futbolu ön plana koyan bir takımın taraftarı olmayı tercih ederim. Bu takımı yöneten kadroların dünya futbolunu yakından takip etmesi ve modern futbol yönetiminden haberdar olmaları tercihimdir. 

Bunu beceremeyen futbol kulüplerinin ileri gideceğine inanmıyorum. Bu kulüpler Messi'yi de getirse, Zlatan'ı da önümüzdeki sene aynı tartışmaları yine yaşayacaklardır. Zira bir ekip en zayıf oyuncusu kadar kalitelidir. Bizim ülkemizde en zayıf halka ise genellikle yönetimler, ardından teknik kadrolar, en son olarak da oyunculardır. 

 

Pazar
Ağu082010

Doping kontrolü medyaya engel değil

 

Bildiğiniz üzere hemen her federasyon ve konfederasyon belirli maçlarda doping kontrolü yaptırıyor.

Habersiz olarak yapılan bu kontroller için atanan doping doktoru maçın devre arasında stada geliyor, takım yetkilileri önünde bir kura çekimi yapıyor ve her takımdan iki futbolcu seçiliyor. 

Maç sonunda bu futbolcular doping doktorunun asistanları tarafından doping kontrol odasına alınıyorlar ve kimseyle temas etmeden örnek veriyorlar. Eskiden 60-75 ml olan bu örnek bu sezon 90 ml'ye çıkartıldı bu sezon. 

Kura şansına göre bu oyuncular herkes olabiliyor. Özellikle medya açısından çok kıymetli oyuncuların doping kontrolüne gitmeleri önceden medya aktivitelerine katılamamaları anlamına geliyordu.

Şimdi bu kural biraz daha gevşetildi. Yeni kurala göre UEFA Medya Sorumluları doping kontrolü için seçilen futbolcuyu, futbolcu istediği takdirde röportaja veya basın toplantısına götürebilecek. Her daim bu futbolcunun yanında olacak ve futbolcunun tuvalete gitmesine izin vermeyecek.

Bu çok önemliymiş zira ilk örnek en doğru örnek oluyormuş. Bir diğer konu doping kontrolü doktor-hasta ilişkisi olarak kabul ediliyormuş, yani bunu gazetede haber yapmak veya TV'de söylemek bir nevi suç.

Bu arada Avrupa'da doping açısından problemli ülkelerden de bahsedildi. Türkiye bu ülkeler arasında değil. O rahatlatıcı bir durum.