Sorusu Olan?

Search-Ara
FVP - Frequently Visited Pages
Wishlist
  • Bounce: How Champions are Made
    Bounce: How Champions are Made
  • My Father and Other Working Class Football Heroes
    My Father and Other Working Class Football Heroes
  • Just My Type: A Book About Fonts
    Just My Type: A Book About Fonts
  • A History of the World in 100 Objects
    A History of the World in 100 Objects
Çarşamba
Nis112012

İyi bir fikir yeter mi?

Son zamanlarda yazılarını okumaya başladığım ve Twitter'da da takip ettiğim Devrim Demirel kısa yazılarıyla önemli noktalara değiniyor. Onun şu yazısına Oyungezer Dergisi'nin Nisan sayısında okuduğum bir hikayeyi ekleyeyim.

Giray Özil, EA'de çalışırken bir oyun fikrini çalışma arkadaşına anlatmış, ardından arkadaşı bu fikri bir gecede prototip haline getirmiş ve birkaç ay içerisinde piyasaya sürmüş. 1 sene içerisinde oyundan 850.000 dolar kazanan arkadaşı yürümüş gitmiş ve Giray Özil'e bir öğle yemeği ısmarlayarak teşekkür etmiş. Giray Özil buna dertlenmiş tabi ama fikrin önemi kadar uygulamanın önemini de daha sonra kavramış.

Özil kısaca diyor ki; Fikirler tek başlarına hiçbir anlam ifade etmezler, onları uygulayacak inanç, çalışma ve sorumluluğa sahip olup hayata geçirince anlam kazanırlar.

Devrim Demirel'in yazısında alıntıladığı John Wooden'ın dediği gibi "Oyunu kimin başlattığı o kadar da önemli değil, ama kimin bitirdiği önemlidir."

Fikir başlamak için iyi bir nokta ve başarıda önemli bir kriter ama o fikre inanmak, savunmak, fikri yaymak için mücadele edip çalışmak en az fikri bulmak kadar önemli. 

Pazar
Mar112012

Messi'den Kariyer Tavsiyesi

 

Lionel Messi kadar kazanmıyoruz, onun kadar ön planda olmayı büyük ihtimal istemeyiz hatta çocukken, sokak arasında oynarken, onun şu an yaptıklarını çoğumuz hayal bile etmiyorduk.

  

Lionel Messi bugün attığı gollerle son üç sezonun tamamında 30 gol barajını aşmayı başardı.

 

Barcelona'nın altın çağı sayesinde mi bu kadar başarılı yoksa Barcelona o bu kadar başarılı olduğu için mi altın çağını yaşıyor? Tartışmaya açık ve fikre dayalı hemen her tartışma gibi gereksiz yere uzaması kuvvetle muhtemel bir cevap yaratacak kadar zor bir soru. 

 

Fakat Messi'yi izleme şansına sahip bizlerin ondan veya Cristiano Ronaldo'dan alacağı bir önemli tavsiye olduğunu düşünüyorum. Bu tavsiye süreklilik. 

 

Yaptığınız iş ne olursa olsun, sevin veya sevmeyin, başarı odaklı olduğunu düşünüyor ve kendinizi böyle pazarlıyorsanız, belirli bir standardı tutturmakla yükümlüsünüz ve günümüz iş dünyasında bu çıta bir hayli yüksek. 

 

Başarı ve hatalarınız size bir radyo dalgası şeklinde dip ve zirve yaptırıyorsa ve hatalarınızı halının altına süpürüp başarılarınıza odaklanıyorsanız, çok beklediğiniz çıkış anınızı bir süre daha beklemek durumunda kalabilirsiniz.(Bu başka bir yazı konusu) 

 

Messi'ye geri dönersek; 2005'ten bu yana sürekliliği olan ve başardıklarına rağmen mütevazı kalmaya uğraşan, zaman zaman şöhretiyle savaşan bir genç. Yaptığı hattrickle övünmektense, gollerini kendisi de futbolcu olan ve eşi doğum yapan kuzenine adayan, zaman zaman sinir bozma derecesinde iyi bir insan.Sahadaki eksiklerini bilen ve sürekli gidermeye çalıştığı her halinden belli, çalışkan bir futbolcu.

 

Lionel Messi'nin yıldız statüsünü yeteneğinden çok başarısını sürekli kılarak koruyabileceğinin çok farkında olduğunu düşünüyorum. Bu, bence, kariyer yönetimi açısından çok kıymetli bir tavsiye.

Salı
Ara272011

Bedelli Askerlik Nasıl Yapılır?

Zamanında Vatan Hizmeti Nedir? başlıklı yazım ile bedelliyi desteklediğimi ve beklediğimi açıklamış bir kişi olarak, bedelli askerlik başvurumun ardından prosedürün nasıl işlediği konusunda biraz bilgi vermek ve yapmak isteyen arkadaşlara yol göstermek isterim.

Başlangıç

Öncelikle size en yakın askerlik şubenizi bir aramanızı öneririm. Bedelli konusunda çalışmanın başlayıp başlamadığını sormanız iyi olur. Ben işlemleri Yeniköy Askerlik Şubesi’nde yaptırdım ve çok yardımcı oldular.

Sizden nüfus cüzdanınızla gelmenizi isteyeceklerdir. Şubeye girdiğinizde elinize iki form tutuşturacaklar. Birbirinin aynısı bu iki forma kişisel bilgilerinizi giriyorsunuz ve üstüne "Bedelli askerlikten faydalanmak istiyorum" yazıyorsunuz. Eğer kütüğünüz olduğu bölgedeki şubeye gidiyorsanız bu formdan sadece bir adet dolduruyorsunuz.

Daha sonra sizi ilgili memurun yanına alıyorlar ve burada bilgileriniz sisteme giriliyor ve ihtiyacınız olan dokümanlar hazırlanıyor. Burada iki tercih var. Peşin veya iki taksitte 30 bin TL ödemeniz gerekiyor.

Şube sizin için bir dilekçe hazırlıyor ve bunu gideceğiniz bankaya hitaben yazıyor. Bu nedenle şubenize yakın Ziraat Bankası, Halk Bankası veya Vakıfbank’ı belirlemeniz işinizi kolaylaştırır.

Bu dilekçeyi şubenin başkanı imzalıyor ve sizi bu dilekçeyle seçtiğiniz banka şubesine yolluyor.

Banka

Banka şubesine evraklarınız ve paranızla beraber gidiyorsunuz. Burada dikkat etmeniz gereken konu şu: Parayı yatırdığınıza dair üç dekont almanız lazım ve hepsinin ıslak imzalı ve kaşeli olması şart. Kopya dekontlar kabul edilmiyor. Ayrıca dekontun üzerinde tüm kimlik bilgilerinizin yazması lazım. Bu da çok önemli. Dolayısıyla önce bankaya gitmenizi önermem. Kesin bir eksiklik olur. Yatırdığınız para Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na ait hesaplara aktarılıyor.

Bu işlemi yapıp dekontu aldıktan sonra tekrar askerlik şubenize dönebilirsiniz.

Sonuç

Şubeye dönüşünüzde dekontları ve belgelerinizi ilgili memura veriyorsunuz. O bir takım işlemler daha yapıyor ve iki taksitte ödediğiniz takdirde bir dilekçe daha hazırlıyor. Bu dilekçede son ödeme tarihiniz yer alıyor. Bu tarih en geç ilk ödeme tarihinden 6 ay sonrası olarak konuluyor. 22 Aralık’ta işlemi başlattıysanız 22 Haziran oluyor.

Bu dilekçe de şube başkanı tarafından imzalanıyor. Belirlenen süre içerisinde kalan ödemeyi yaparak askerlik hizmetinizi yapmış sayılıyorsunuz.

İşin manevi yönü konusuna çok girmeden, eleştirileri de önceden kabullenerek, sorusu olanlara bildiğim kadarıyla yardımcı olmaya çalışabilirim. 

Pazartesi
Kas142011

Organizasyonun Kötüsü

Cumartesi günü Galatasaray ile Benfica arasında İsviçre'de oynanan maçın sadece ilk yarısını izledim. 

İki takım da aynı günlerdeki milli maçlar nedeniyle ideal kadrolarından uzaktı ve en iyi antrenman maçtır düsturuyla İsviçre'de karşılaşıyorlardı.  

Fakat maçın hem Türkiye hem de Portekiz'de canlı yayını vardı. Buna rağmen maç organizasyonunda ciddi eksiklikler vardı. Bu eksikliklerin sorumlusu Galatasaray veya Benfica değil elbette. Maçı organize eden bir şirket var bu şirketin sahibi veya ortaklarından birisi FIFA veya UEFA'dan maç ayarlama sertifikası alan bir kişi.

Bu maç özelinde bu şirket GamaSport adlı İsviçre'de yerleşik bir şirket. Herhangi bir şirket de olabilirdi. Fakat gelin bu maçta gördüğümüz eksikleri yazalım.

- Reklam Panoları: Portekiz ve Türkiye'nin en köklü kulüplerinden ikisi karşılaşıyor ve şirket reklam panolarını satamamış. Hemen her yer GamaSport panolarıyla dolu. Panolarda yer alan şirketin web sitesine girince de karşınıza matah bir şey çıkmıyor. Kötü bir site, IE hariç diğer tarayıcılarda sorun çıkartıyor. Bir diğer konu ise panolardaki özensizlik. Laf olsun diye monte edildiği her halinden belli panolar. Ahı gitmiş, vahı kalmış adeta. 

- Yayın: Yayın tek kameraylaydı herhalde zira ilk yarı boyunca hiçbir ofsayt pozisyonunun tekrarını göremedim. Bir yakın çekim Fatih Terim veya Jorge Jesus görüntüsü de yoktu. 

- Yayıncı: Türkiye'de Galatasaray TV'nin yayınladığı maç, Portekiz'de Benfica TV'de yayınlanıyordu. (Bilmeyenler için Benfica TV çok oturmuş ve büyük bir kanal. Ligin yayın haklarına talip olmayı planlıyorlar önümüzdeki dönemde.) Ulusal kanallar ilgilenmemiş veya satılamamış. Diğer yanda Galatasaray o yayına sponsor bulmayı başarmış ve bir sponsorunun katkılarıyla yayınladığını vurguluyor.

- Boş Stadyum: Öncelikle gereksiz bilgi Cenevre, Benfica sezon başı kamp yeri. La Reserve Otel'de kamp yapıyorlar. Türkiye, Fatih Terim yönetiminde katıldığı Euro 2008 boyunca aynı otelde kalmıştı. Ayrıca şehirde ciddi bir Portekiz ve Türk nüfusu da mevcut. Buna rağmen çok az sayıda bilet satılmış. Maç 2 hafta önceden ayarlanmasına rağmen bir sıkıntı yaşanmış.  

- Geciken Başlama Düdüğü: Maçın başlama saati 21.30 olmasına rağmen yaklaşık 2,5 dakikalık bir gecikme yaşandı. Bu tünelde ve soyunma odası koridorlarındaki organizasyon zayıflığının göstergesi.  

- Esame Listesi: Maçla ilgili haberlerde maçın kadroları görünmüyorsa bilin ki basılmamıştır. Hele o maçı ajans takip etmediyse kadroların detaylarını unutabilirsiniz. Galatasaray-Benfica maçını ajans muhabirleri takip etmiştir.(Eminim zira Cenevre ve yakınlarında belli başlı ajanslarımızın temsilcileri var) Fakat bu maçların 11'lerini göremiyorsak büyük ihtimal esame listeleri medya mensuplarına dağıtılmamıştır.

Sonuç olarak; maç organizasyonu önemli bir mevzu. Yapmış olmak için yapılan, kâr maksimizasyonu için uğraşılan veya en az zararla çıkılmaya çalışılan maçlarda bile bir seviye tutturulması gerekir. Bunu önemsemeyen şirketlerin piyasada tutunmaları çok mümkün olmaz zira bu işin iyileri kaliteleriyle bundan doğan güvenle kurdukları ilişkilerle bu noktaya gelmişlerdir.

Pazartesi
Kas142011

Steve Jobs'un Gözyaşları - Spoiler İçerebilir

 

Walter Isaacson tarafından yazılan Steve Jobs biyografisini(Domingo Yayınları) severek okuyorum. Daha önce Apple, Jobs ve Wozniak üzerine yazılan birkaç kitabı okumuş birisi olarak bu "resmi" biyografi bazı konuların detaylanması açısından oldukça faydalı oluyor.

Steve Jobs her ne kadar bir vizyoner olsa da insan olarak çok da parlak bir sicile sahip olmadığı zaten biliniyor. Doğan ilk çocuğunun annesine çektirdikleri, kızını bir türlü kabul etmemesi ve ürüne zeval gelmesin diye daha sonra yardımı kabul etmesi gibi olaylar, günü kurtarmak için rahatlıkla söylediği yalanlar ve daha sonra başına açılan dertleri bilenler bilir.

Pek çoğumuzun büyük ihtimalle bilmediği Steve Jobs'un zora düştüğü zamanlardaki savunma mekanizması. Jobs ne zaman istemediği bir duruma düşse ağlamaya başlayıp, bir nevi sinir krizine giriyormuş. Biyografisinin ilk 200 sayfasında sürekli olarak tekrar eden bu krizler özellikle 80'lerde Steve Jobs'la çalışmanın ne kadar zorlu bir mesai olduğunu vurguluyor.

İş hayatındaki stresin gözyaşı olarak kendini göstermesi günümüzde çok da kabul edilir bir durum değil. Böyle bir tepki günümüz iş hayatında ciddi bir zayıflık olarak kabul edilir. 80'lerden bugüne 30 yıllık süreçte böyle bir davranış geliştirmedik elbette. O zaman da böyle bir yaklaşım vardı büyük ihtimal ama Steve Jobs gibi kendi şirketini kuranlar/yeni bir sektör yaratanlar için bir serbestlik her zaman vardır herhalde.